1 katta oturanlar asansör parası öder mi ?

Emre

New member
9 Mar 2024
434
0
0
[color=]FORUM GİRİŞİ: “BİR ASANSÖR TARTIŞMASININ ORTASINDA KALANLAR”[/color]

Bir akşam, apartman forumuna yazarken kendimi hiç beklemediğim bir tartışmanın içinde buldum. Konu basitti gibi görünüyordu ama mesajlar çoğaldıkça mesele bir anda büyüdü: “1 katta oturanlar asansör parası öder mi?”

Ben hikâyeyi anlatmaya karar verdim çünkü bu sadece bir aidat meselesi değil; aynı binada yaşamanın, aynı kaynağı paylaşmanın ve adalet duygusunun nasıl farklı algılandığını gösteren küçük bir toplumsal sahneydi.

O gün forumda yazdığım ilk cümle hâlâ aklımda:

“Bu tartışmayı biz yıllar önce kendi apartmanımızda da yaşamıştık…”

Ve o cümleyle birlikte herkesin hikâyesi birbirine karıştı.

---

[color=]KOMŞULARIN ORTAK NOKTASI: ASANSÖRÜN GÖLGESİNDE BİR BİNA[/color]

Apartmanımız 90’ların sonunda yapılmış, 7 katlı, ortasında eski ama çalışan bir asansörü olan tipik bir yapıydı. Zemin katta oturanlar, “biz merdiven bile kullanmıyoruz” diyerek asansör masrafına mesafeli duruyordu. Üst katlar ise “biz her gün çıkıyoruz, yükü biz taşıyoruz” diyordu.

İşin içine iki isim çok net şekilde giriyordu:

Murat, mühendis kökenli, her şeyi hesap kitapla çözmeye çalışan bir komşumuzdu. Ona göre mesele duygusal değil, teknikti. “Bu bir ortak kullanım alanıysa herkes payını verir” diyordu.

Ayşe ise tam tersiydi. İnsan ilişkilerini önceleyen, kimsenin kırılmasını istemeyen ama aynı zamanda adalet duygusu güçlü biriydi. “Evet herkes ödemeli ama kullanım oranı da düşünülmeli” diyerek orta yol arıyordu.

İkisi de haklıydı ama farklı yerden bakıyorlardı.

---

[color=]TARİHSEL ARKA PLAN: ORTAK YAŞAM KÜLTÜRÜ NASIL DEĞİŞTİ?[/color]

Tartışma büyüdükçe konu sadece apartmana değil, daha geniş bir çerçeveye taşındı. Kat mülkiyeti sistemi Türkiye’de özellikle şehirleşmenin hızlandığı 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra yaygınlaştı. Eskiden mahalle kültüründe ortak masraflar daha “gönüllü paylaşım” üzerinden yürürken, apartman yaşamı kurallaşmayı zorunlu kıldı.

Asansör gibi ortak alanlar ise bu dönüşümün en net örneğiydi. Çünkü ne tamamen bireyseldi ne de tamamen eşit kullanılıyordu.

Murat bu noktada şunu söyledi:

“Kanunlara göre ortak alan varsa, kullanım azlığı muafiyet değildir.”

Ayşe ise şunu ekledi:

“Ama hukuk kadar vicdan da var. İnsanlar kendini dışlanmış hissederse bina yaşamı bozulur.”

İşte o an fark ettim ki mesele sadece “kim öder” değil, “birlikte yaşama duygusu nasıl korunur” sorusuydu.

---

[color=]BİR TOPLANTI AKŞAMI: SESLERİN YÜKSELDİĞİ YER[/color]

Site toplantısı akşamı geldiğinde salon doluydu. Herkesin yüzünde aynı ifade vardı: biraz gergin, biraz kararlı.

Zemin kattaki bir komşu söz aldı:

“Ben asansöre binmiyorum. Neden parasını ödeyeyim?”

Üst katlardan biri hemen cevap verdi:

“Biz her gün çocukla, alışverişle çıkıyoruz. O zaman biz de daha mı çok ödeyelim?”

Murat söz aldı ve sakin bir tonla tabloyu açtı:

“Asansör bakım, elektrik ve güvenlik masrafları ortak giderdir. Kat sayısı ve metrekare üzerinden paylaştırılırsa daha sistematik olur.”

Ayşe ise insanların yüzüne bakarak konuştu:

“Bu sadece matematik değil. Kimse ‘yük olmuyorum’ demek istemiyor. İnsanlar aidiyet istiyor.”

O an salonda bir sessizlik oldu. Çünkü herkes kendi açısından haklıydı ama kimse diğerini duymuyordu.

---

[color=]KIRILMA NOKTASI: BİR ÇOCUĞUN SORUSU[/color]

Tartışma en yoğun anına geldiğinde, üst katta oturan küçük bir çocuk ayağa kalktı. Sessizce sordu:

“Biz büyüyünce hepimiz aynı merdiveni mi kullanacağız?”

O soru, tüm tartışmayı bir anda başka bir yere taşıdı.

Murat’ın teknik hesapları durdu. Ayşe’nin duygusal yaklaşımı derinleşti. Çünkü mesele artık aidat değil, birlikte büyüyen bir yaşam alanıydı.

O an anlaşıldı ki asansör sadece bir makine değil, binayı dikey olarak birleştiren bir ortak hafızaydı.

---

[color=]ÇÖZÜM ARAYIŞI: ORTA YOL NASIL BULUNUR?[/color]

Toplantı sonrası Murat ve Ayşe birlikte bir öneri geliştirdi. Tam anlamıyla klasik bir uzlaşmaydı:

Her daire ortak giderlere katılacaktı

Paylaşım metrekareye göre düzenlenecekti

Ancak sosyal denge için düşük gelirli hanelere küçük kolaylıklar sağlanacaktı

Bu öneri ne tamamen teknik ne de tamamen duygusaldı. İkisinin karışımıydı.

Ayşe’nin yaklaşımı insanları dışlamamayı sağladı. Murat’ın yaklaşımı ise sistemin sürdürülebilir olmasını.

Bu noktada fark ettim ki erkeklerin çözüm odaklı yaklaşımı çoğu zaman yapıyı kurarken, kadınların ilişkisel yaklaşımı o yapıyı yaşanabilir kılıyordu. Ama bu bir karşıtlık değil, tamamlayıcılıktı.

---

[color=]SONUÇ YERİNE: ASANSÖRÜN YUKARI TAŞIDIĞI ŞEY[/color]

Bugün geriye dönüp baktığımda şunu görüyorum: “1 katta oturanlar asansör parası öder mi?” sorusu aslında bir hukuk sorusu kadar bir yaşam sorusu.

Çünkü apartman dediğimiz şey sadece duvarlardan ibaret değil. İçinde güven, adalet algısı, empati ve sistem birlikte yaşıyor.

Belki de asıl soru şu olmalı:

“Bir binada birlikte yaşarken, ortak yükü nasıl sadece para değil, adalet ve anlayış üzerinden paylaşabiliriz?”

Forumda bu soruyu bıraktığımda tartışma bitmedi. Ama tonu değişti. Daha yumuşak, daha düşünceli bir hale geldi.

Ve belki de en önemli değişim buydu.