Konuşturma nedir söz sanatları ?

Emir

New member
11 Mar 2024
828
0
0
Konuşturma Nedir? Söz Sanatlarında İnsan Dışı Varlıklara Ses Verme Sanatı

Edebiyatın en güçlü yönlerinden biri, insanın çevresindeki dünyayı yalnızca olduğu gibi anlatmakla yetinmemesi, ona farklı anlam katmanları yükleyebilmesidir. Bir ağaç yalnızca gövdesi, dalları ve yaprakları olan bir varlık olmaktan çıkar; bir şiirde sabrı, geçmişi veya yalnızlığı temsil edebilir. Bir kuş sadece uçan bir canlı değildir; özgürlüğün, haberin ya da umudun taşıyıcısı hâline gelebilir. İşte bu dönüşümün önemli araçlarından biri olan konuşturma sanatı, söz sanatları içerisinde özel bir yere sahiptir.

Konuşturma, insan dışındaki canlı veya cansız varlıkların insan gibi konuşturulmasıdır. Başka bir ifadeyle, doğaya, hayvanlara, eşyalara ya da soyut kavramlara insanlara ait konuşma yeteneğinin verilmesidir. Edebiyatta bu yöntem sayesinde anlatım daha canlı, etkili ve düşündürücü bir hâle gelir. Çünkü okuyucu, doğrudan verilen bir düşünceyle karşılaşmak yerine, farklı bir varlığın ağzından aktarılan anlamla karşılaşır. Bu da metne hem estetik hem de zihinsel bir derinlik kazandırır.

Konuşturmanın Temel Mantığı ve İşleyişi

Bir söz sanatını anlamanın en kolay yolu, onun nasıl çalıştığını incelemektir. Konuşturma sanatında temel mantık, gerçek hayatta mümkün olmayan bir durumun edebî amaçla mümkün hâle getirilmesidir. Normal şartlarda bir taş düşüncelerini açıklayamaz, bir çiçek insanlarla konuşamaz veya bir hayvan insan diliyle uzun cümleler kuramaz. Ancak edebiyat gerçekliği birebir kopyalamak yerine onu yeniden düzenleyebilir.

Buradaki amaç, okuyucuyu fiziksel bir gerçekliğe ikna etmek değildir. Amaç, anlatılmak istenen düşünceyi daha güçlü ve etkili biçimde aktarmaktır. Örneğin bir şair, “Dağ bana eski günleri anlattı.” dediğinde gerçekten bir dağın konuştuğunu iddia etmez. Dağın temsil ettiği kalıcılık, geçmiş ve sessizlik gibi özellikler üzerinden insanın iç dünyasına ulaşmaya çalışır.

Bu açıdan konuşturma, yalnızca bir süsleme yöntemi değildir. Aynı zamanda anlam üretme aracıdır. Kullanılan varlık rastgele seçilmez. Bir yazarın bir bülbülü, bir ağacı veya bir saati konuşturmasının arkasında genellikle belirli bir çağrışım bulunur. Bülbül ses ve duyguyla, ağaç kök ve geçmişle, saat ise zaman kavramıyla ilişkilendirilebilir. Yani konuşturmanın etkisi, seçilen varlık ile verilmek istenen mesaj arasındaki uyumdan doğar.

Konuşturma ve Kişileştirme Arasındaki İlişki

Konuşturma sanatı çoğu zaman kişileştirme ile birlikte değerlendirilir. Bunun nedeni, konuşma yeteneği olmayan bir varlığa insan özelliği kazandırmanın öncelikle onu kişileştirmeyi gerektirmesidir. Kişileştirme, insan dışındaki varlıklara insan özellikleri verilmesidir. Konuşturma ise bu özelliklerin daha ileri bir aşamasıdır.

Örneğin “Çiçekler baharın gelişine sevindi.” cümlesinde çiçeklere insanlara ait bir duygu olan sevinme özelliği verilmiştir. Bu bir kişileştirmedir. Ancak “Çiçekler, ‘Bahar geldi, yeniden açma zamanı.’ dedi.” ifadesinde çiçekler yalnızca bir duygu yaşamaz, aynı zamanda konuşur. Bu nedenle burada konuşturma sanatı vardır.

Bu ilişkiyi bir süreç gibi düşünmek mümkündür. Önce varlığa insan özelliği kazandırılır, ardından bu özellik konuşma seviyesine ulaşır. Ancak her kişileştirme örneği konuşturma değildir. Çünkü bir varlığın insana benzetilmesi yeterli değildir; doğrudan söz söylemesi gerekir.

Konuşturma Sanatının Edebiyattaki Kullanım Amaçları

Konuşturmanın edebiyatta kullanılmasının birçok nedeni vardır. Bunların başında anlatımı güçlendirmek gelir. Soyut veya karmaşık düşünceler, bazen doğrudan anlatıldığında okuyucu üzerinde yeterli etki oluşturmayabilir. Fakat aynı düşünce bir nesnenin veya hayvanın ağzından aktarıldığında daha akılda kalıcı olabilir.

Örneğin insanın doğaya verdiği zarar anlatılmak istendiğinde, doğrudan uzun açıklamalar yapmak yerine bir ormanın konuşturulması etkili bir yöntem olabilir. “Ağaçlar kesilirken içimde büyüyen sessizlik beni yaralıyor.” gibi bir ifade, çevre sorununu yalnızca bilgi olarak değil, duygu olarak da aktarır.

Bunun yanında konuşturma, eleştiri yapmak için de sıkça kullanılır. Özellikle fabllarda hayvanların konuşturulması bu amaca hizmet eder. Bir tilki, aslan veya karınca üzerinden insan davranışları eleştirilebilir. Böylece yazar, doğrudan bir kişiyi hedef almadan genel bir ders verebilir.

Ayrıca konuşturma, anlatıya hareket kazandırır. Tek yönlü bir anlatım yerine karşılıklı konuşma havası oluşturur. Okuyucu metne daha kolay bağlanır çünkü karşısında yalnızca bilgi değil, bir olay ve iletişim süreci görür.

Konuşturma Sanatının Kullanıldığı Türler

Konuşturma sanatına birçok edebî türde rastlamak mümkündür. Özellikle masal ve fabl türlerinde bu sanat oldukça yaygındır. Masallarda hayvanların, eşyaların veya doğa unsurlarının insan gibi davranması olağan kabul edilir. Çünkü masal dünyası, gerçek hayatın sınırlarını genişleten hayal gücüne dayanır.

Şiirde de konuşturma önemli bir anlatım aracıdır. Şair, bazen doğayla bir sohbet kurar, bazen geçmişle konuşur, bazen de bir nesneyi kendi duygularının taşıyıcısı hâline getirir. Böylece iç dünyasını daha etkili biçimde ifade eder.

Destanlarda ve halk anlatılarında da benzer kullanımlara rastlanabilir. Kahramanların atlarının, silahlarının veya doğa unsurlarının özel anlamlar kazanması, anlatının etkisini artırır. Çünkü insan zihni, soyut düşünceleri somutlaştırıldığında daha kolay kavrar.

Konuşturma Örneklerini Anlama Yöntemi

Bir metinde konuşturma sanatını fark etmek için bazı noktaları dikkatle incelemek gerekir. İlk olarak konuşan varlığın gerçekten konuşma yeteneğine sahip olup olmadığına bakılır. Eğer konuşan kişi insan değilse ve ona insan diliyle konuşma özelliği verilmişse konuşturma söz konusudur.

İkinci olarak konuşmanın metindeki görevine bakılmalıdır. Çünkü konuşturma yalnızca şaşırtmak için kullanılan bir yöntem değildir. Konuşan varlık genellikle bir düşünceyi, duyguyu veya mesajı taşır. Bu nedenle “Kim konuşuyor?” sorusu kadar “Neden bu varlık konuşturulmuş?” sorusu da önemlidir.

Üçüncü olarak konuşturma ile mecaz anlam arasındaki bağlantı değerlendirilmelidir. Edebî metinlerde kelimeler çoğu zaman ilk anlamlarından daha geniş anlamlar taşır. Bir duvarın “susması” aslında fiziksel bir sessizlikten çok, anlatılmamış hikâyeleri veya geçmişi temsil edebilir.

Konuşturmanın Edebî Değeri

Konuşturma sanatı, basit bir hayal oyunu gibi görünse de arkasında güçlü bir anlatım sistemi vardır. İnsan, çevresindeki varlıklarla anlam ilişkisi kurarak düşünür. Bir nesneye duygu yüklediğinde veya bir hayvanı konuşturduğunda aslında kendi dünyasını dışarıya yansıtır.

Bu sanatın başarısı, gerçek dışı bir durumu inandırıcı hâle getirmesinde değil, gerçek bir duyguyu güçlü biçimde aktarabilmesindedir. İyi kullanılmış bir konuşturma örneği, okuyucuya “Bu gerçekten olabilir mi?” sorusunu sordurmaz; onun yerine “Bu anlatılan düşünce ne kadar anlamlı?” sorusunu düşündürür.

Sonuç olarak konuşturma, söz sanatları içinde hayal gücü ile anlamı birleştiren önemli bir anlatım yöntemidir. İnsan dışındaki varlıklara ses kazandırarak onların üzerinden insan hayatını, duygularını ve sorunlarını anlatır. Doğru kullanıldığında metni yalnızca daha güzel hâle getirmez; aynı zamanda düşünceleri daha anlaşılır, etkili ve kalıcı bir biçimde okuyucuya ulaştırır. Bu nedenle konuşturma, edebiyatın gerçek ile hayal arasında kurduğu güçlü köprülerden biri olarak değerlendirilebilir.