PhD MD farkı ?

Ceren

New member
12 Mar 2024
580
0
0
Dürüst olayım: “PhD mi daha yüksek, MD mi?” sorusunu ilk duyduğumda kafamda iki kişinin karşılıklı oturup akademik unvanlarla bilek güreşi yaptığını hayal ediyorum. Bir tarafta elinde kalın bir tez: “Ben 300 sayfa boyunca bunu araştırdım.” Diğer tarafta stetoskop: “Güzel kardeşim, önce şu tansiyona bakalım.” 😄

Oysa mesele hiç de birinin diğerinden “daha doktor” olması değil. PhD ve MD, aynı kelimenin etrafında dolaşıyor gibi görünse de aslında farklı eğitim yollarını, farklı uzmanlık amaçlarını ve farklı mesleki rolleri ifade ediyor.

Üstelik “Doktor” kelimesi burada küçük bir dil tuzağı kuruyor. Çünkü doktor olmakla “Doctor” unvanını taşımak her zaman aynı şey değil. Akademide doktora derecesi alan bir kişi “Dr.” unvanını kullanabilir; tıp eğitimi alıp hekim olan kişi de “Dr.” olarak anılır. Fakat bu iki kişinin yaptığı iş, yetişme biçimi ve uzmanlaştığı alan birbirinden oldukça farklı olabilir.

PhD Nedir? Akademik Dünyanın “Bunu Biraz Daha Araştıralım” İnsanları

PhD, İngilizce Doctor of Philosophy ifadesinin kısaltmasıdır. Buradaki “Philosophy” kelimesi yalnızca felsefe bölümünü ifade etmez. Biyoloji, fizik, mühendislik, psikoloji, ekonomi, bilgisayar bilimleri, tarih ve daha birçok alanda PhD yapılabilir.

PhD'nin temel amacı, kişinin belirli bir konuda özgün araştırma yapabilen ve bilginin sınırlarını genişletebilen bir araştırmacı hâline gelmesidir.

Bir PhD öğrencisinin hayatını kabaca şöyle düşünebiliriz:

“Bu konuda daha önce ne biliyoruz?”

“Bilmiyoruz.”

“Peki neden bilmiyoruz?”

“Bilmiyoruz.”

“Öyleyse araştıralım.”

Ve birkaç yıl sonra:

“Artık biliyoruz ama yeni bir soru ortaya çıktı.”

İşte akademik hayatın büyüleyici tarafı biraz da burada.

PhD sürecinde öğrenci genellikle kapsamlı dersler alır, literatür tarar, araştırma yöntemi öğrenir, veri toplar ve analiz eder, akademik çalışmalar üretir ve sonunda özgün bir doktora tezi hazırlar. Programların yapısı ülkeye, üniversiteye ve alana göre değişebilir.

PhD sahibi biri üniversitede öğretim üyesi, araştırmacı veya akademisyen olabilir. Bunun yanında teknoloji şirketlerinde, ilaç ve biyoteknoloji firmalarında, kamu kurumlarında, araştırma merkezlerinde, danışmanlık şirketlerinde ve çeşitli özel sektör kuruluşlarında da çalışabilir.

Yani PhD = “üniversitede ders anlatan kişi” demek değildir.

Örneğin yapay zekâ üzerine çalışan bir PhD mezunu, bir teknoloji şirketinde makine öğrenmesi araştırmacısı olabilir. Moleküler biyoloji alanında doktora yapan biri ilaç geliştirme çalışmalarında görev alabilir. Ekonomi alanındaki bir araştırmacı kamu politikaları üzerine çalışabilir.

Kısacası PhD'nin merkezinde araştırma ve yeni bilgi üretme vardır.

MD Nedir? Tıp Dünyasının “Önce Hastayı Bir Dinleyelim” Yaklaşımı

MD ise birçok ülkede Doctor of Medicine anlamına gelir ve tıp eğitimiyle ilişkilidir. Ancak burada önemli bir ayrıntı var: MD derecesinin anlamı ve tıp eğitiminin yapısı ülkeden ülkeye değişebilir.

Örneğin Amerika Birleşik Devletleri'nde MD, tıp fakültesi mezunlarına verilen temel tıp derecelerinden biridir. MD eğitimi sonrasında hekimler uzmanlık eğitimi için residency gibi ileri eğitim süreçlerine devam ederler.

Bir MD eğitiminin odağında insan sağlığı, hastalıkların tanısı, tedavisi, klinik karar verme ve hasta bakımı bulunur.

Bir hekim için soru genellikle şöyledir:

“Hastanın problemi ne?”

“Bunu hangi bulgular destekliyor?”

“Hangi testlere ihtiyaç var?”

“En uygun tedavi nedir?”

Bu nedenle MD yolunun merkezinde klinik uygulama ve hasta bakımı yer alır.

Burada önemli bir yanlış anlaşılmayı da düzeltmek gerekiyor: MD sahibi olmak otomatik olarak “her konuda uzman doktor” olmak anlamına gelmez. Tıp eğitiminin ardından kardiyoloji, nöroloji, dermatoloji, psikiyatri, cerrahi gibi alanlarda uzmanlaşmak için ayrıca eğitim alınabilir.

Yani tıp dünyasında da “doktor oldum, şimdi her şeyi biliyorum” şeklinde bir final bölümü bulunmuyor. Keşke bulunsaydı; hastanelerde nöbet listeleri de çok daha kısa olurdu. 😄

PhD ve MD Arasındaki En Temel Fark Nedir?

En sade biçimde ifade edersek:

PhD, yeni bilgi üretmeye yönelik bir doktora derecesidir.

MD ise tıp eğitimi ve hekimlik mesleğiyle bağlantılı bir tıp derecesidir.

Bu iki yolu bir masa üzerinde karşılaştırırsak:

PhD tarafında temel soru çoğu zaman “Henüz bilmediğimiz ne var?” olur.

MD tarafında ise temel soru “Bu hastanın sağlık sorununu nasıl anlayıp en iyi şekilde yönetebiliriz?” şeklindedir.

Elbette gerçek hayat bundan çok daha karmaşıktır. Çünkü araştırma yapan hekimler vardır, klinik çalışan PhD mezunları vardır, hem tıp hem doktora eğitimi alan kişiler vardır.

Hatta MD-PhD programları tam da bu iki dünyanın kesişiminde yer alır.

MD-PhD Nedir? İki Dünyanın Aynı İnsanda Buluşması

MD-PhD programları, tıp eğitimi ile bilimsel araştırma eğitimini bir araya getiren özel programlardır.

Böyle bir eğitim alan kişi hem hekimlik hem de araştırma tarafında güçlü bir altyapı geliştirebilir. Özellikle biyomedikal araştırmalarda bu kombinasyon oldukça anlamlıdır.

Örneğin bir araştırmacı, Parkinson hastalığının hücresel mekanizmalarını laboratuvarda inceleyebilir. Bir hekim ise Parkinson hastalarını klinikte değerlendirebilir. MD-PhD eğitimi almış bir kişi ise bu iki dünyanın arasında güçlü bir köprü kurabilir.

Fakat burada da “MD-PhD kesinlikle daha üstündür” demek yanlış olur.

Çünkü eğitim seçimi bir bilgisayar oyunu gibi değildir. Karakter ekranında:

+10 akademi

+8 klinik

+15 prestij

yazıp “MD-PhD” seçilmiyor. 😄

Bir insanın hedefi yalnızca hasta bakmaksa PhD yapması şart değildir. Hedefi temel bilim araştırmasıysa MD alması da şart değildir.

Peki PhD Sahibi Birine “Doktor” Denir mi?

Evet, birçok ülkede doktora derecesi kazanmış PhD mezunları akademik bağlamda “Dr.” unvanını kullanabilir.

Ancak burada “doktor” kelimesinin bağlama göre anlamını ayırmak gerekir.

Bir hastaneye gidip “Doktorumu görmek istiyorum” dediğinizde büyük ihtimalle kastınız hekimdir. Bir üniversitede ise “Doktor” unvanı PhD sahibi bir akademisyeni ifade edebilir.

Dolayısıyla:

Her MD bir doktordur.